AKP'siz Bir Türkiye İçin

Haber

Başkanlar Kurulu Üyemiz Önder İşleyen'in BirGün'ün gazetesinde yayınlanan söyleşisi.

Seçim sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

SOL Parti en yakın politik görev olarak önüne İslamcı faşist diktatörlüğün yıkılmasını koyuyor. Son derece küçük bir azınlıktan oluşan bu haramiler oligarşisinin ülkenin tüm birikimlerini tekelinde topladığı böyle bir rejim, yoksulluk ve adaletsizlikten başka bir şey vaat etmediği işçi sınıfı ve yoksul köylülerin, Alevi’si, Sünni’siyle, Türk’ü, Kürt’üyle tüm ezilen emekçi halk kesimlerinin en kötü ve en tehlikeli düşmanıdır.

Cumhuriyet’in ilerici birikimlerini büyük oranda tasfiye ederek kurulan bu rejim tarikatlardan bölgemizde ittifak içinde olduğu cihatçı çetelere ve Diyanet’ten Saray eliyle kurulan vakıflara kadar gericiliğin ve tüm toplumu baskı altında tutmaya çalışan taassup dalgasının en güçlü dayanağı konumunda.

Bu apaçık ortada olan gerçekler ve 20 yıldır yaşadığımız her şey yapılması gerekenler konusunda hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak kadar açık olmalı. Böyle bir tavır, AKP’ye hiçbir açık kapı bırakmadan hiçbir muğlaklık yaratmadan muhalefet güçlerinin net ve ortak tutumu olarak ortaya konulmalıdır.

Muhalefetin yapısı ve politikaları yeterli olacak mı?

6’lı Masa’nın sağ liberal çizgisi onun son derece dar sınırlarını da belirliyor. Başörtüsü üzerinden açılan anayasa kapısının tüm yıkıcı sonuçları ortadayken Suriye üzerinden -hem de bir seçim manevrası olduğu açık olan- savaş politikalarına destek bu sınırları gösteriyor. Sosyal bir bunalım içindeki toplumun sorunlarına sahip çıkmakta gösterilen basiretsizlik de sonuçta neoliberal sisteme olan bağlılığın bir sonucu. Öte yandan Cumhurbaşkanlığı adaylığı üzerindeki kilitlenme ağırlıkla AKP sonrası için bir iktidar paylaşımına ilişkin bir çelişki olarak öne çıkıyor. Hem böylesi bir sorumsuzluk hem de politikalardaki vasatlık geniş toplum kesimlerinde giderek de büyüyen bir tereddüde yol açıyor.

Olağanüstü koşullarda ilerleyen süreç bunun çok ötesinde bir politika ve mücadeleyi zorunlu kılıyor. Bunlar da ancak ilerici toplumsal muhalefet güçlerinin yapabilecekleri şeylerdir.

AKP karşısında onu yenebilecek çok büyük bir devrimci direniş birikimine sahibiz. Daha dün önlerine kurulan barikatı aşarak yürüyen kadınların, artık bu rejimde yaşamanın her biri için kâbusa dönüştüğü gençlerin ve nefes alamaz hale getirilmiş tüm emekçilerin aktif mücadelesiyle başarmak mümkün. AKP’yi sadece seçimde değil sonrasında 20 yıllık tahribatlarını ortadan kaldırarak gerçekten yenmenin yolu da ancak bu güçlerin mücadelesinin sonucu olabilir.

Bu yüzden ülkenin kaderini hiçbir masanın kararına bırakmayacak kararlı bir mücadeleyi örgütlemek bizim sorumluluğumuz. SOL Parti bu zorlu sürecin tüm etaplarında, toplumsal bir mücadele seferberliğini örgütleyerek sokaklardan, seçimlere ve seçim güvenliğine kadar her alanda tüm ilerici toplumsal muhalefet güçleriyle birlikte bu sürecin aktif bir öznesi olacak. Fatsa’dan Uşak’a uzanan ve binlerce yoksul köylünün meydanları doldurduğu mitinglerle yaptığımız mücadeleyi şimdi de sokak sokak örgütlemeye başladığımız ‘AKP’yi Gönderelim’ çağrısıyla ve elbette Sosyalist Güç Birliği’yle büyüterek sürdüreceğiz.

Muhtemel bir iktidar değişikliği sonrası geçiş dönemi için neler söylersiniz?

12 Eylül cuntacılarının belirlediği bir siyaset düzeni kırk yıldır sürüp geliyor. Parlamenter sisteme dönüşün bu siyaset düzenin demokratikleşmesi için yeterli olmayacağı açık. Parti başkanın aşırı yetkilerle donatıldığı siyasi partiler düzeni siyaseti bir takım tek adamlar egemenliği altına sokuyor. Bizim Başkanlar Kurulu üzerinden kolektif bir sözcülük yapımız bugün SOL Parti’nin en ayırt edici yanlarından birisi olmakla birlikte bu siyaset düzeninin de kökten reddedilmesini temsil eder. Başkanlık sistemine karşı çıkan partiler de kendi partilerindeki tek adam düzeninin izlerini silerek işe başlarlarsa bu konuda daha inandırıcı olurlar.

Öte yandan cuntacıların solun gelişmesine karşı bir tedbir olarak düşündükleri yüzde 10 barajından seçimlere katılmak için konulan örgütlenme barajına kadar bir dizi anti-demokratik yasa halen varlığını koruyor. Muhalefet partilerinin hiçbirinin de -herhalde onların da işine geliyor olsa gerek ki- bir sorun olarak görmediği baraj sistemi solun kendi bağımsız gelişiminin ve toplumun siyasete katılımının önündeki en önemli engellerden birisi olarak duruyor. Bu durum solu parlamento temsili için başka partilerin kimliğinin altında seçimlere katılmaya zorluyor. Bu da başka siyasi anlayışların baskısı altında solu kimliksizleştiren ve kişiliksizleştiren bir deformasyona yol açıyor. Birçok başka gerekçeyle birlikte solun anlamlı bir toplumsal güç haline gelememiş olmasında bunun da çok önemli bir etkisi olduğunu düşünüyoruz.

Bir geçiş süreci için toplumun her kesiminin kendi bağımsız gücüyle parlamentoda temsil edilmesine olanak tanıyacak barajsız bir seçim sonucunda oluşacak kurucu meclisi öncelikli görev olmalı.

Kuvvetler ayrılığına dayanan, halkın söz, yetki ve karar süreçlerine dahil edildiği, yerel yönetimlerin ve yerinden yönetim anlayışının temel alındığı yeni bir düzen kurulmalı. Bu yolda 12 Eylül faşist anayasasının bütün hükümleriyle siyasi partiler ve seçim yasası başta olmak üzere tüm anti-demokratik yasalar kaldırılmalıdır. İfade ve örgütlenme özgürlüğünün her düzlemde geliştirilmesi ve gerçek bir demokrasinin tüm yasal düzenlemeleri sendikaların, meslek örgütlerinin, toplumsal muhalefet güçlerinin ve tüm halkın katıldığı demokratik bir süreçle oluşturulmalıdır.

Böyle bir demokratik dönüşüm söz konusu olacaksa bu ancak hakları ve özgürlükleri için örgütlenmiş toplumun eseri olabilecektir. Ülkemizin bu rejimden kurtularak eşitlik ve özgürlük temelinde laikliğin, bağımsızlığın ve barışın egemen olduğu bir ülke olarak yenwiden kurulması da ancak devrimci toplumsal bir dalganın üzerinden yükselecek solun yapabileceği bir şeydir.

EN KRİTİK SEÇİM ÖNCESİ MUHALEFET VE SOSYALİSTLERE ÇAĞRI

Parti Meclisi Sonuç Bildirisi

26.01.2023

Tütün en az 100 lira olmalı!

Tütün üreticileri yoksulluğa mahkum edilemez! TEKEL yeniden!

24.01.2023

Yeniden Kuruluş İçin

2.Olağan Kongre Sonuç Bildirisi

10.01.2023

LAİKLİĞİ KAZANACAĞIZ

Söz Veriyoruz

21.12.2022