SOL Parti’den Seçimlerde Sosyalist Blok Çağrısı

Geleceğimizi Özgürlük ve Eşitlik Yolunda Birlikte Kuralım

Haber

GELECEĞİMİZİ

ÖZGÜRLÜK VE EŞİTLİK YOLUNDA

BİRLİKTE KURALIM

Okumak ve indirmek için tıklayın

 

Cumhuriyet tarihinin belki de en kritik eşiklerinden birisi önümüzdeki dönemde gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığı seçimidir. Bu seçim her şeyden önce oldu bittilerle, baskı ve hileyle inşa edilen, ülkenin bütün varlıklarının yağmalandığı, bütün kurumlarının işlevsizleştirildiği tek adam rejiminin bir kez daha oylanacağı bir seçim olacaktır. 

 

Bu nedenle SOL Parti, önümüzdeki seçimlerde, özellikle mevcut tek adam rejiminin sonlandırılması konusunda, bundan önce bu konuda yapılan referandumlarda olduğu gibi, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek için bütün muhalefet güçleriyle birlikte mevcut tek adam rejimine karşı net ve kesin bir tutum alacaktır.

 

*

AKP-MHP iktidarı altında Türkiye, derin bir ekonomik krizin pençesinde kıvranan ve siyasal olarak yönetilemeyen bir ülke durumunda. Siyasal İslamcı rejim tüm toplumsal desteklerini kaybederek hızlı bir çözülme sürecinde.  

 

Ancak, yaklaşık 20 yıldır iktidar olmanın avantajlarını medyadan güvenlik bürokrasisine kadar güç toplamak için kullanan, yandaşlarına olağanüstü maddi kaynak aktaran bir suç iktidarının kolayca yıkılacağını düşünmek son derece yanıltıcıdır. Kendi tarihleri iktidarda kalmak için her türlü kötülüğü yapacaklarını ortaya koyuyor.

Bu yüzden örgütlü bir mücadele ile bugünden toplumsal hayatın bütün katmanlarında güçlü bir muhalefet hareketi için çalışmak ve mücadele etmek son derece acil bir görev olarak görülmelidir.

 

Altı parti arasındaki tek adam rejimini sonlandırmaya dönük mutabakat kuşkusuz önemli bir gelişmedir. HDP’nin de rejime son verme doğrultusunda açık bir tutum alması olumludur. Bu AKP-MHP iktidarına son verecek geniş bir muhalefet cephesinin kurulması demektir. Ancak, bu muhalefet blokunun ortaya koyduğu restorasyon programının toplumun son derece köklü değişimler gerektiren birikmiş sorunlarına çözümler üretebileceğini beklemek yanıltıcı olacaktır. Toplum giderek ekonomik krizin pençesinde kıvranırken, yoksulluk ve işsizlik derinleşirken, özelleştirme politikalarının sonuçları ortadayken, demokrasi bütünüyle rafa kaldırılmışken, laiklikten vazgeçilmiş, emperyalist politikaların gönüllü taşıyıcılığına talip olunmuşken, Millet İttifakı’nın programının ülkenin ve geniş emekçi kesimlerin önünde duran sorunların çözümü için yetersiz kalacağı açıktır.

 

Her şeyden önce önümüzdeki sürecin basit bir iktidar değişikliğinden ibaret bir süreç olmayacağı unutulmamalıdır. Türkiye’nin tek adam rejiminden çıkışı ile birlikte bu karanlık rejimle hesaplaşabilmesi AKP sonrasında da çok zorlu bir mücadele sürecini zorunlu kılıyor. Bir karşı devrim süreci ile rejimi dinci bir doğrultuda ve sermayenin her alandaki sınırsız egemenliğini tesis ederek örgütlemiş, bürokrasiden yargıya ve şeriatçı militer güçlere kadar devletin her bir noktasına yayılmış bir güç karşısındayız. 

Bu koşullarda Türkiye’nin ve emekçi sınıfların sorunlarını çözecek şekilde dönüşümünü gerçekleştirmek, ancak sosyalist SOL bir çıkış politikası doğrultusunda örgütlenmiş bir toplumsal mücadelenin sonucu olabilecektir. 

*

Bugün tümüyle ticarileştirilmiş eğitim ve sağlık başta olmak üzere tüm hizmetlerle, özelleştirilen tüm kamu işletmelerinin geri alınarak kamusal bir dönüşüm sağlanmak zorundadır. Devletin sorumluluğunda olan eğitim ve sağlık parasız olmalıdır. Özel okul ve hastaneler kamulaştırılmalıdır. Enerji, barınma, bakım, ulaşım ve iletişim başta en temel insani ihtiyaçlar devlet tarafından karşılanmak zorundadır. 

 

Yeni siyasal zemin mutlak laiklik temeli üzerine devlet içinde mevzilenmiş tüm tarikat ve cemaatlerin etkisizleştirildiği bir anlayışla kurulmalıdır.

 

Dış politika Amerika güdümlü fetihçi bir savrulmadan çıkartılmalıdır. Dünyanın yeni bir kutuplaşma içinde yeni savaşlara yelken açtığı bu dönemde emperyalizme bağımlılığa son verilmeli, ABD ve NATO’nun ülkemizdeki tüm üsleri kapatılmalı, ikili anlaşmalar iptal edilmelidir.

 

En önemli sorunlarımızdan biri olan Kürt meselesi, sadece Kürtlerin değil, bu ülkede yaşayan herkesin özgürlük ve eşitlik sorunu olarak, Türkiye’nin demokratikleşmesi sorunu olarak görülmelidir. Emekçiler, ezilenler tüm halkımız barış ve demokrasinin hakim olduğu bir ülkede bir arada ve kardeşçe bir yaşamayı hak ediyor.

 

Yerinden yönetimin ülke çapında doğrudan demokrasi anlayışla geliştirildiği; halkın her düzeyde söz, yetki ve karar sahibi olduğu devrimci demokratik bir toplumsal düzen bir arada yaşamın da en büyük güvencesidir. 

 

Devlet, işsizlik ve diplomalı işsizler sorununa acil önlemler almak zorundadır. Yandaşların batık şirketleri kurtarmak, tarikatları ihya etmek, patronların yüzünü güldürmek için hesapsızca harcanan kamu kaynakları gençlerin istihdam sorununun çözümünde kullanılmalıdır. 

 

Kadınların her tür ezilme biçimi ve her düzeyde erkek egemenliği ortadan kaldırılmalıdır. 6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi, hiçbir bahaneye yer bırakmayacak şekilde uygulanmalıdır. Her türlü cinsel kimlik ve cinsel yönelim ayrımını ortadan kaldıracak, insanların özgürce ve korkusuzca yaşayabilecekleri bir toplumsal ortam yaratılmalıdır.

 

Doğamızın, topraklarımızın üzerindeki şirket tahakkümü gıda krizine kaynaklık ediyor, sadece bugünü değil ülkenin geleceğini de risk altına sokuyor. Topraklarımız üzerindeki şirket yağması son bulmalı, bir avuç sömürü değil üretenler, üzerinde yaşayanlar toprakları üzerindeki hak ve karar sahibi olmalıdır.

 

Emekçilerin ve ezilenlerin hak ettiği gibi yaşayacakları eşit, özgür, demokratik, laik ve bağımsız bir ülke mücadelesini büyütmek üzere sosyalist SOL bir mücadele blokunu oluşturmaya çağırıyoruz. 

*

 

Bütün bu sorunlarımızın çözümü doğrultusunda Türkiye’nin devrimci demokratik bir çıkış yolunun sosyalist sol siyasetin güç kazanmasından geçeceğine inanıyor; bunun için Sosyalist SOL ve devrimci güçler arasında bir mücadele birliği oluşturularak, seçimler ve sonrasında mücadelenin tüm etaplarında etkin bir güce dönüştürülmesini yaşadığımız koşullar altında hayati önem taşıyan bir sorumluluk olarak önümüze koyuyoruz. 

 

Sosyalist SOL bir program doğrultusunda birleşik bir mücadelenin örgütlendirilmesi, emekçi sınıfların sorunlarının gerçek çözümleri açısından olduğu kadar bugünkü tek adam rejiminin tasfiyesi açısından da büyük bir önem taşıdığı unutulmamalıdır. Bu mücadelenin kendini parlamentoda temsille sınırlamayan, mevcut iktidarın emekçiler aleyhine attığı tüm adımlarını ortadan kaldıran sınıf mücadelesi temelinde ele alınması gerekir. Sosyalist SOL’un bugün talip olması gereken görev de toplumun taleplerinin taşıyıcılığını üstlenecek devrimci bir dalganın yaratılması olmalıdır. 

 

Laiklik, kamuculuk, emperyalist politikalara karşıtlık, barış ve demokrasi temelinde Türkiye’nin devrimci demokratik bir dönüşümü için toplumun bütün yoksul kesimlerini, ezilenleri, toplumsal eşitsizliklere son vermek isteyenleri, tüm toplumsal güçleri, sosyalist hareketleri ve ülkemizin tüm ilerici, demokratik, devrimci, yurtsever insanlarını böyle bir gerçek muhalefet ekseninde birleşmeye çağırıyoruz.

 

Bu ülkenin yarım yüzyılı aşkın bir mücadele içinde gelişen sosyalist-devrimci gelenekleri ve birikimleri hem mevcut iktidara son verecek hem de ülkenin özgürlük ve eşitlik temelindeki aydınlık geleceğini  sahiplenecek güçtedir. 

 

Okumak ve indirmek için tıklayın

 

SAVAŞ ÇÖZÜM DEĞİL!

Atılan sayısız bomba, kaybettiğimiz binlerce insan yıllarca toplumu birbirine düşman etti.

21.11.2022

Ankara Kongresi

2. Olağan Ankara Kongresi

08.11.2022