SOL BÜLTEN e-dergimizi sitemizden okuyabilirsiniz

Haber

SOL BÜLTEN, e-dergi olarak sitemizden okuyabilirsiniz. 

http://solparti.org/yayin-oku/1


BU SİSTEM HALKI TEMSİL ETMİYOR

Covid-19 salgını sistemin gerçek yüzünü ve işleyini de ortaya koydu. Doğanın yıkımının, sağlık başta olmak üzere kamu hizmetlerinin özelleştirilmesinin nasıl büyük bir yıkıma yol açtığı görülüyor. Şimdi herkes, salgınla nasıl baş edileceğini düşünürken peki bundan sonrası nasıl olacak sorusunu da soruyor. Bundan sonrasının nasıl olacağını şimdiden söylemek elbette mümkün değil, ama tüm bu yaşananlar sonrasında öncelikle bu sistemin halkı temsil etmediğini, virüsün sistemin kendisine ait olduğunu söyleyerek başlayabiliriz. 

 

Doğanın Yıkımı ve Salgın
Salgının başlamasının ardından en çok dile getirilen konulardan birisi bunun bir komplo olup olamayacağıydı. Bu salgın gerçekten de büyük güçler arasındaki bir biyolojik savaş olabilir mi soruları bir anda ortalığı kapladı. Salgın şimdi yer yüzünün her noktasına yayıldı ve nedenleri üzerine gerçek bir tartışmayı gerektiriyor. Bundan sonrasına ilişkin tasarım bu düşünme süreciyle doğrudan ilgili olacak. Virüsün ortaya çıkışının en önemli nedeni doğanın mega şirketlerin kar hırslarına kurban edilmesi, havyanların doğal yaşam alanlarının ortadan kaldırılması olarak görülüyor. Bilim insanları salgının başlangıç noktası olarak yaşam alanları ortadan kalktığı için artık insanlarla daha çok iç içe yaşamak zorunda kalan yaban hayvanlarını işaret ediyor. O zaman belki yarasalara lanet okumak ya da başka bir suçlu aramak yerine doğanın yıkımının yol açtığı felaketleri görmemiz ve buna karşı çıkmamız gerekir.

 

Kamunun Çöküşü ve Sağlık Krizi

Virüsün ortaya çıkışından sonra hızla ölümcül gücünü göstererek tüm dünyaya yayılmaya başladı. Güçlü ve ölümcül bir virüsle karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz ancak bu virüse karşı daha iyi tedbirlerin alınabilmesi mümkün olabilirdi elbette. Ancak, kamunun sağlık başta olmak üzere tüm alanlarda çökertilmiş olması bu virüsü daha da ölümcül bir hale getiriyor. Kamu hastanelerinin kapasiteleri yetersiz kalıyor, özelleştirilmiş sağlık hizmetlerini ise sadece parası olanlar alabiliyor. Öte yandan her gün salgına karşı bağışıklık sisteminin güçlü olmasının faydalarından söz ediliyor. Sağlıklı beslenme ve barınmanın virüse dirençte ne kadar önemli olduğu anlatılıyor. Peki ya bunları kimler yapabiliyor ki? Elbette, milyonlarca emekçi faturasını dahi zor öderken sağlıklı gıdaya, sağlık hizmetine erişimi neredeyse lüks haline gelmiş durumda. 

ABD ve merkez Avrupa ülkeleri sağlık krizinde kimi kamucu tedbirler almak zorunda kalıyor. Bu aslında başka türlü bir çözüm yolu bulunamadığı için bir zorunluluk olarak gündeme geliyor. Elbette, bu ülkelerin bunu yapabilecek kaynakları da var. Ancak, Türkiye gibi emperyalizme bağımlı ülkeler bu kaynaktan da yoksun. Hele ki siyasal rejim ülkemizdekine benzer bir biçimde yağma ve rant şebekesine dönüşmüşse, halk yararına hiçbir adım atamaz hale geldiğini görüyoruz. AKP iktidarı kamusal imkanları halk için seferber etmek şöyle dursun ülkenin tüm birikimini şirketleri kurtarmak için seferber etmiş durumda. 

Halka, kendi OHAL’inizi ilan edin diyen, IBAN numaraları verilerek para istenen bir karanlık rejimde yaşıyoruz... TV’lerde her gün EvdeKal reklamları dönerken emekçiler için ücretli izin verilmiyor, üstüne üstlük 20 yaş altının sokağa çıkma yasağından çalışanlar muaf tutuluyor. İktidar, zenginlerin kasası dolmaya devam etsin diye emekçileri ölümle yüz yüze çalışmak zorunda bırakıyor. 

İşte kapitalist sistemin ve onun siyasal rejimlerinin ülke ve halka vaatleri bundan ibaret. Tüm kurumlarıyla tel tel dökülen, çürümüş bu rejim karşısında bugün yapılabilecek olan kamucu çözümler için mücadele etmekten ve toplumsal dayanımayı örgütleyerek halk için mücadele etmekten başka bir şey değil. 

TARİKATLAR İKTİDARINI DEFEDELİM

ÇOCUKLARIMIZIN GÜVENLİĞİ İÇİN

07.12.2022

SAVAŞ ÇÖZÜM DEĞİL!

Atılan sayısız bomba, kaybettiğimiz binlerce insan yıllarca toplumu birbirine düşman etti.

21.11.2022