SEL FELAKETLERİ BAĞIRA BAĞIRA GELİYOR! UYARIYORUZ DERHAL ÖNLEM ALIN!

Haber
 
Geçtiğimiz hafta Kastamonu ilini etkisi altına alarak birçok köye ulaşımın kesilmesine sebep olan sel, geçen yıl ağustos ayında büyük kayıplar verilen Karadeniz sel felaketlerinin sonuçlarının iktidar tarafından ciddiye almadığını göstermekte ve bölgeyi bekleyen riskleri hatırlatmaktadır.

Yapılan açıklamalara göre Çatalzeytin’de, Bozkurt’ta, Küre’de ve İnebolu’da bulunan geçici köprüler zarar görerek kullanılamaz hale gelmiştir. Dahası, geçtiğimiz yıl yaşanan taşkın felaketinden etkilenen 55 köprünün bir kısmının ihale süreçlerinin halen devam ettiği ifade edilmektedir. Sel felaketinde yaşanan can ve mal kayıpları dün gibi hatırdayken, aradan geçen bunca zamanda köprülerin ihalelerinin bile tamamlanmaması iktidarın insan hayatına ver(me)diği önemi açıkça göstermektedir!

Yetkililer her felaket sonrası yaptıkları gibi sorumluluktan kaçmaktadır. Hatta sorumluluğu doğaya yükleyerek felaketlerin gerçek sebeplerini  gizlemeye yeltenmektedir. Yaşanan her kuvvetli yağış sonucunda benzer bir manzarayla karşı karşıya kalmamız tesadüf değildir. Bu durum yalnızca aşırı yağışlarla açıklanamayacağı gibi sorumluluktan kaçarak da çözülemeyecektir.

Aşırı yağışlar, iklim krizinin derinleşmesiyle birlikte, özellikle Karadeniz bölgesi için ciddi riskler barındırmaktadır. Dere yataklarının imara açılması, derelerin deniz ile bağının kesilmesi, dere yataklarına beton dökülmesi, yanlış ıslah çalışmaları gibi dere yataklarına yapılan müdahaleler; HES'ler, taş ocakları, madenler ve beton yollarla bitki örtüsüne ve özellikle ormanlara yapılan tahribatlar, toprağın geçirgenliğini engelleyen müdahaleler; plansız, çarpık ve rantçı kentleşme politikaları ve bu politikaların getirdiği altyapı yetersizlikleri aşırı yağışların bir felakete dönüşmesinin gerçek sebepleridir. Bunlara yönelik gerekli önlemler alınmadığı takdirde, çok daha acı sonuçlarla karşılacağımız ortadadır. 

Geçtiğimiz yıllarda Karadeniz bölgesinde doğayı şirketlere sermaye olarak açan rantçı politikalar sonucu onlarca insanımız hayatını kaybetmiş, yurttaşlarımızın evleri ve tarım arazileri tahrip olmuştur. İktidar, halkımızın yaşadığı acılara karşı her seferinde yinelediği “kader, fıtrat ve dünyada da oluyor” sözlerini derhal bırakmalı ve sorumluluğunu üstlenmelidir. Acil önlemler derhal alınmalı ve doğa yıkım politikalarını terk etmelidir.

Bu doğrultuda acilen,
- Taşkın erken uyarı sistemleri meteorolojik verilerle beraber etkin hale getirilmeli,
- Altyapı tesisleri (köprü, menfez, sel geçidi vb.) taşkın debilerini geçirecek şekilde inşa edilmeli,  inşaat sonrası süreçte periyodik bakım çalışmalarının yapılmalı ve dere yatakları biriken sediman ve yabancı maddelerden temizlenmeli,
- Üst havza önlemlerine ağırlık verilerek taşkınların yerleşim yerlerine ulaşmadan etkisi azaltılmalı,
- Taşkın sahasına yapılan yapılaşmalar ortadan kaldırılmalı,
- Kurumlar arası eşgüdümü sağlamalı; Devlet Su İşleri Gen. Müd., Su Yönetimi Gen. Müd.,

Karayolları Gen. Müd., İl özel idareleri ve Belediyeler arasında uyumlu ve birbirini tamamlayan projeler geliştirilmeli, ayrıca kurumların çalışanlarının nitelik ve nicelikleri artırılmalı, etkin ve hakim bir kamu iradesi oluşturulmalı,

- TMMOB gibi meslek örgütlerinin ve bilim insanlarının çalışmaları dikkate alınmalı,
- Yaşanan afetler neticesinde, geçici veya kalıcı olarak yaşam alanlarından uzaklaşmak zorunda kalan ya da ekonomik kayba uğrayan bölge halkının ihtiyaçlarına yönelik hazırlık yapılmalı,
- Bilimsel yöntemlere dayanan yerel dirençlilik ve afet riski azaltımı planı hazırlanmalı,
- Suyu emecek toprak alanlarını ortadan kaldıran kentleşme, imar, orman ve enerji politikaları terk edilmeli, bu doğrultuda mevcut ve planlanan tüm projeler gözden geçirilmeli ve ekosistemi tahrip eden çalışmaların tümüne son verilmelidir.

Önlem alınmadığı takdirde aşırı yağışlarla birlikte bağıra bağıra gelecek olan sel felaketleri sonucu halkımıza ve canlılara yaşatılacak olan can ve mal kaybının, süregelecek acıların sorumlusu zamanında önlem almayan iktidar olacaktır! 

Hiçbir can sermayenin rant politikalarına, liyakatsiz yönetimlere kurban edilemez!

Bütün merkezi ve yerel yetkilileri ve sorumluları bir kez daha uyarıyor ve önemle tekrar ediyoruz;

Bilimle ve doğayla inatlaşmayın! 

SOL Parti EKOLOJİ ÇALIŞMA GRUBU

 

SAVAŞ ÇÖZÜM DEĞİL!

Atılan sayısız bomba, kaybettiğimiz binlerce insan yıllarca toplumu birbirine düşman etti.

21.11.2022

Ankara Kongresi

2. Olağan Ankara Kongresi

08.11.2022