Enflasyon Yükselişini Sürdürüyor

Hayat Pahalılığı Artıyor

Haber

Ağustos ayında tüketici fiyatlarının yüzde 0,86 arttığı, yıllık enflasyonun da yüzde 11,77 olduğu açıklandı. Yurttaşlarımız artık bu rakamlara inanmıyor, hayat pahalılığının çok daha yüksek seyrettiğini sürekli dile getiriyor.  TÜİK elemanları piyasaya çıkmadan marketlere haber uçurulduğu, tüketim sepetinde ağırlıklı yer tutan ürünlerin indirime tabii tutulduğu iddiaları da yaygın. Eğer bu iddia doğruysa haliyle enflasyon da olduğundan düşük görünüyor.   Ancak resmi veriler bile enflasyondaki yükseliş eğilimini gizleyemiyor.

Hatırlanırsa Orta Vadeli Programda 2020 yılı tüketici fiyatları artış hedefi %8,5 idi. Merkez Bankasının daha 1 ay önce yayınlanan Enflasyon raporunda   yıl sonu enflasyonu %8,9 öngörülmüştü. Yılın daha ilk sekiz ayında %7,29 enflasyon gerçekleşmiş, 2020 yılı hedeflerinin tutmayacağı şimdiden anlaşılmış durumda. Halbuki kamu çalışanları ve emeklilerin maaşları resmi enflasyon beklentileri üzerinden belirleniyor. Hayat pahalılığının resmi enflasyondan yüksek seyretmesi yurttaşlarımızın yaşam standartlarının gerilemesi anlamına geliyor.

Ağustos ayında giyim ve ayakkabının yüzde 2,11 azalışının, gıda ve alkolsüz içeceklerin ise sabit kalışının enflasyonun daha keskin sıçramasını önlediği ifade ediliyor. Daha doğrusu istatistikler dalga geçer gibi gıda fiyatlarının 10 binde 8 gerilediğini gösteriyor. Diğer bir ifadeyle ayda 1000 liralık gıda alışverişi bulunan bir ailenin maliyeti 999 lira 20 kuruşa düşmüş oluyor. Üstelik salatalığın %25, limonun %22, patlıcanın %15, kabağın %12 pahalanması dikkat çekiyor.

Bu rakamlara inansak bile son bir yılda gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarının %13,51, ortalama enflasyondan daha fazla arttığı açıklanmış. TÜİK’in temel aldığı tüketim sepetinde gıdanın ağırlığı %22,77. Yani halkımız her 100 liranın 22,77’sini gıdaya ayırıyor. Gelirden en az pay alan %20’deki yurttaşlarımızın ise  her 100 liralarının 30,7’sini gıdaya harcanıyor. Bu oran en varlıklı %20’de, %15,3’e kadar düşüyor. Bu nedenle gıda fiyatı artışları yoksulları daha çok vuruyor.

Buradan dar gelirli vatandaşlarımızın iyi beslenebildikleri sonucu çıkmasın. Türkiye’de gıdaya harcanan her 10 liranın 13,3 lirası yoksul yüzde 20’ye, 26,8 lirası ise yüzde 20’lik zenginlere ait. Bunu bir örnekle açıklayalım: Ayda 2000 lira kazanan bir aile bunun yüzde 30,7’sini yani 614 lirasını gıdaya ayırıyor. Buna karşın 8086 lira kazanan aile ise çok daha düşük bir oranını sadece yüzde 15,3’ünü oluşturan  1237,2 lirasını gıdaya harcıyor. Ama hala yoksul ailenin iki katından fazla mutfak masrafıyla daha bol ve kaliteli gıdalar tüketme olanağı buluyor.

 

  • Türkiye’de gıdaya harcanan her 100 ₺’nin gelir dağılımına göre paylaşımı;

 

En yoksul %20

13,3 ₺

%20

17,6 ₺

%20

19,7 ₺

%20

22,7 ₺

En zengin %20

26,7 ₺

 

  • Türkiye’de yapılan her 100 ₺’lik harcamada gelir dağılımına göre gıdanın payı;

En yoksul %20

%30,7

%20

%26,8

%20

%22,6

%20

%20,6

En zengin %20

%15,3

 

Hane halkının gıda harcamalarını gösteren varsayımsal tablo

Buna Göre;

  • En yoksuldan en zengine kadar, ortalama gelir ve gıda harcamaları,

En yoksul %20

2000 ₺

614 ₺

%20

3032 ₺

815,50 ₺

%20

4024 ₺

909,50 ₺

%20

5087 ₺

1048 ₺

 En zengin %20

8085 ₺

1237 ₺

Sonuç: Gelir arttıkça aileler gelirlerinin daha düşük oranını gıdaya ayırmalarına karşın yine de mutfak masrafına daha fazla harcıyorlar. Dolayısıyla daha iyi besleniyorlar. Buna karşın dar gelirliler gelirlerinin daha fazlasını beslenmeye ayırmalarına karşın, yine de mutfak bütçeleri yetersiz kalıyor.

Kaynak: TÜİK Hane halkı Tüketim Harcaması 2019

Önümüzdeki aylarda enflasyonun tırmanmaya devam edeceğinin en açık göstergesi Ağustos ayında  üretici fiyatlarının yüzde 2,35 artarak yıllık enflasyonun yüzde 11,53’e dayanması. Özellikle dövizdeki sıçrama girdi fiyatlarını pahalılaştırarak üretim maliyetlerini yükseltmiş görünüyor. Bu eğilim önümüzdeki aylarda kaçınılmaz olarak tüketici fiyatlarını da yukarı iterek enflasyonun daha da hızlı artışına sebep olacak.

Özetle vatandaşlarımızı enflasyon açısından da zor aylar bekliyor. AKP rejiminin hiçbir hesabı tutmuyor, hiçbir vaadi gerçekleşmiyor. Rantçı, kayırmacı, ülkedeki gelir ve servet dağılımı bozukluklarını derinleştiren bir zihniyetle yönetilen Türkiye ekonomisini iyi günler beklemiyor. Bu ülke Sol Parti’nin savunduğu kamucu, eşitlikçi, emekten yana ekonomi politikalarına gereksinim duyuyor.  

SAVAŞ ÇÖZÜM DEĞİL!

Atılan sayısız bomba, kaybettiğimiz binlerce insan yıllarca toplumu birbirine düşman etti.

21.11.2022

Ankara Kongresi

2. Olağan Ankara Kongresi

08.11.2022