BUGÜN YAPTIKLARIMIZ GELECEĞİ BELİRLEYECEK




-Başkanlar Üyemiz Önder İşleyen'in BirGün gazetesinde yer alan değerlendirmesi. Haberin tamanını okumak için https://www.birgun.net/haber/sosyalistler-salgin-krizini-yorumladi-gelecek-icin-bugunden-mucadeleye-293103

*

Kapitalizmin sosyal, ekonomik ve ekolojik yıkımının ağır sonuçlarıyla yüz yüzeyiz. Bu süreç kapitalist ekonomik sistemin ve hakim siyasal rejimlerin, halkın tüm savunma duvarlarını nasıl parçaladığını göz önüne seriyor. Ama daha önemli olan sistemin bu çöküşünün tüm toplumu ve toplumsal ilişkileri de ağır bir yıkıma uğratan gelişmeler karşısında bizim sorumluluklarımız. Eğer bu çöküşten bir çözüm yolu bulunabilecekse tam da bugünden başlayarak bunun için ne yaptığımız önemli. 

*


Sağlık krizinin ilk anından itibaren böyle bir sorumluluk bilinciyle hareket etmeye çalıştık. Zor koşullar altında da, tıpkı Küba’lı devrimci doktorların ‘biz de korkuyoruz evet, ama devrimci görevlerimiz var’ diyerek, dayanışma elini uzattığı gibi bizlerin de sorumlulukları var. Biz de birbirimize dokunmadan birbirimize sahip çıkacak yollar bulmalıyız. Bunun için ilk adım olarak risk grubumundaki arkadaşlarımızdan başlayarak, apartmanımızda, mahallemizde ihtiyacı olan insanlarla bir dayanışma içinde olacak bir seferberlik başlattık. 



Mahallede dayanışma için gençlerden oluşan birimler oluşturma çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dayanışma ihtiyacını hem mahalle birimlerimiz hem de internet üzerinden oluşturduğumuz dayanışma ağı üzerinden alarak, ihtiyaç sahipleriyle dayanışma gönüllülerini buluşturmaya çalışıyoruz. Bu elbette sadece bizim çabamızla olabilecek bir şey değil, asıl olarak dayanışmayı bi toplumsal bir ilişki olarak geliştirecek bir fikri filizlendirmek çok önemli ki bu dayanışma çağrısının farklı biçimlerde yaygınlaştığını da görüp mutlu oluyoruz. Eğer, neoliberal ideolojinin bireycilik üzerinden yarattığı yalnızlık zincirini kıracaksak bunun yolu şimdi dayanışma ağlarıyla yeni bir toplumsal ilişki biçimini ortaya koyarak bunu yapabiliriz.


*



Bu süreçte en önemli konu halkın yaşadığı mağduriyeti azaltacak acil önlemlerin alınması için yürüteceğimiz mücadele. Virüs de tüm insanlara eşit davranmıyor. Yetkililer kendi OHAL’inizi ilan edip kendinize dikkat edin diyor ama emekçi halk için bunun şartları maalesef yok. Sağlıklı gıdaya erişim, sağlıklı barınma koşullarına sahip olmak, faturalarını ödeyebilmek ve sağlık hizmetlerine ulaşabilmek herkes için mümkün değil. Zira, on yıllardır uygulanan özelleştirme ve ticarileşme politikaları emekçilerin tüm kazanımları ortadan kaldırdı. Kısmi kamusal hizmetler dahi tasfiye edildi ve eşitsizlikler derinleşti. Parası olan bağışık sisteminin güçlendirecek gıdalara erişebilir, istediği özel hasteneye gidip test yaptırabilir, tedavi olabilir. Ama buna herkes sahip değil. O zaman bizim sorumluluğumuz tam da bu noktada halkın bu krizde yaşadığı yıkımı engelleyecek adamların atılması için bir toplumsal baskının örgütlenebilmesi.

SOL PARTİ olarak buna yönelik olarak öncelikle Halkın Acil Taleplerini ortaya koyarak bunun sağlanması için mücadele ediyoruz. Bu talepler içinde, ücretsiz sağlık hizmetinin verilmesi oldukça önemli bir başlık olarak öne çıkıyor. Ticarileşmenin sonuçlarını bugün İtalya’dan İspanya’ya, ABD’den ülkemize kadar her yerde sağlık sistemlerinin çöküşü ile görüyoruz. Bu koşullarda acil çözüm özel ve vakıf hastanelerinin hızla kamu denetimine alınarak, kamu hastaneleriyle aynı statüde hizmet vermesinin sağlanmasıdır. Salgının giderek yayılacağı, hasta sayısının artacağı günlerde mevcut hastanelerin yatak, yoğun bakım kapasitesinin yetmeyeceği açık bir şey. Bir de Şehir Hastaneleriyle birlikte pek çok kamu hastanesinin kapatılmış olduğu da düşünüldüğünde, bu atımın hızla atılması gerekiyor. 

Bir başka önemli konu da emekçilerin bu süreçteki durumları. Evde kalalım diyoruz ama emekçiler evlerinde kalamıyor, çünkü çalışmak zorundalar. İktidar sermaye için paket hazırlıyor, Türk-İş başkanı patronlardan ‘lütfen işçi çıkarmayın’ diye ricacı oluyor. Ücretsiz izin, işten atılmalar yaygınlaşıyor. Buna karşı emekten yana tüm güçlerin seslerini yükseltmesi gereken bir zamandayız. 



*



Evet, yarın nasıl olacak diye soruyoruz birbirimize? Bu soruya bugünde kesin yanıtlar vermek, kahinlik yapmaktan önce bugünkü kriz içinde ne yaptığımızın yarını belirleyeceğinin farkında olmalıyız. Toplumsal bir bunalım anında, herkesin kendi dünyasına çekilerek faşist güç merkezleri etrafında toparlanması kuşkusuz bir olasılıktır ama onun kadar dayanışmacı, kamucu sol alternatif öne çıkması da o kadar olasıdır. Bunun nasıl olacağını bugün ve sonrasındaki mücadelemiz belirleyecek. Ancak şu aşamada kuşkusuz ki şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki zaten ekonomik kriz sonrasında ideolojik hegemonyasını kaybeden sistemin bir çözümsüzlük içinde olduğu kesin. Bu koşullarda kamucu politikaların, dayanışmacı toplumsal ilişkilerin ne kadar hayati olduğunun herkes farkında. Bunun sol bir alternatif olarak örgütlenmesine ihtiyaç var. Bunun için de toplumsal örgütlenmelerimizi güçlendirmemiz gerektiği de bu kriz anının gösterdiği bir başka gerçek. Bilimsel ve doğru bilginin kaynaklarının oluşturulmasından, mahalle ve iş yerlerine örgütlü topluluklarının oluşturulmasının ne kadar önemli olduğunu bu kriz ortamında daha iyi görmek mümkün. Önümüzdeki süreç sistemin çöküşünün devam ettiği bir bunalım dönemi olmaya devam edecekse bizler de ancak örgütlenmelerimizi çok yönlü geliştirerek bir alternatif yaratabileceğiz. Yoksa hiçbir şey sonuçta kendiliğinden değişmez, eğer değiştirecek bir güç yok ise çürür ve toplumun üzerine çöker. O yüzden şimdi evlerimizde kalsak da  bu sağlık krizinde halkın ezilmesine karşı duracak, toplumsal dayanışma ilişkilerini örgütleyecek ve kamucu sol bir çözümü ortaya koyacak bir hareketi örgütlemenin yollarını bulma zamanıdır.



Bize Ulaşın 👋