Fırsatçılık : Koruma Alanları Şirketlere Devredildi




SAĞLIK KRİZİNDE FIRSATÇILIK : KORUMA ALANLARI ŞİRKETLERE DEVREDİLDİ

 


DAHA FAZLA FELAKETE NEDEN OLMAYIN
SADECE SAĞLIK KRİZİNE ÇÖZÜM BULUN

 

 

 

16 Mart tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren bir yönetmelik değişikliği ile SİT alanları dahil bütün koruma alanları madencilik, turizm ve her türlü ticari faaliyete açık hale getirildi.

 

COVİD19 tehdidiye yüz yüze kaldığımız bu günlerde iktidar sağlık krizine çözüm geliştirmeye yoğunlaşmak yerine yangından mal kaçırma derdinde! Çıkarılan yönetmelikle, halkın varlıkları şirketlerin hizmetine sunuldu. 

 

Yapılan yönetmelik değişikliğinde "korunması gerekli Tabiat Varlıkları ve bunlara ait koruma alanları ile doğal sit alanlarında gerçekleştirilecek iş ve işlemler Merkez Komisyon tarafından belirlenecek ilkeler çerçevesinde bölge komisyonlarınca yürütülür" denilmektedir.  

 

Yine, bu yönetmelikle Anıt Ağaç tescili koşulları değiştirilmiştir. Anıt Ağaç tespit ve tescili neredeyse imkânsız hale getirilerek madencilik, turizm ve her türlü ticari faaliyet alanları genişletilmek istenmiştir. Ayrıca, "...bütün koruma alanları Cumhur Başkanı’nca tescil ve ilan edilir" denilerek, hangi alanların korunup korunmayacağı, nerelerin madenciliğe, nerelerin turizm ve ticari faaliyetlere açılacağı, tarım arazilerinin nasıl kullanılacağı tek adamın inisiyatifine bırakılmaktadır. Bu yönetmelik değişikliği ile sit alanları ve doğal koruma alanları madencilik, turizm ve her türlü ticari faaliyete açık hale getirilmiştir.

 

Bugün yaşamakta olduğumuz felaketlerin (salgın hastalıklar, küresel iklim değişikliğine bağlı seller, tusunamiler, fırtınalar, kuraklık vb.) kapitalizmin sınır tanımaz kâr hırsı nedeniyle doğada yol açtığı tahribatlar sonucu ortaya çıktığı artık herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir. Bu nedenle, sit alanlarının, doğal koruma alanlarının, tarım arazilerinin madencilik, turizm ve her türlü ticari faaliyete açık hale getirilmesi yerine;

 

Salgınlara, Yıkımları ve Felaketlere Dur Demek İçin

 

1. Doğayla kavgadan vazgeçilmelidir.

2. Endüstriyel tarım ve hayvancılığa son verilmeli küçük aile tarımı teşvik edilmelidir.

3. Sularımızı, toprağımızı, gıdamızı ve canlıları zehirleyen tarım zehirleri (pestisitler) ve kimyasal gübre kullanımı yasaklanmalıdır. 

4. Yerelde üret, yerelde tüket çerçevesinde sınırsız gıda dolaşımı engellenmeli ve gıda bir meta olmaktan  çıkarılmalıdır. 

5. Halkın sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşımını sağlayacak, neyin ne kadar üretileceğini, üretici ve tüketicilerin karar verdiği bir gıda egemenliği sistemi kurulmalıdır. 

6. Sırf sermayenin kâr sağlamasına yönelik olarak gündeme getirilen sit alanlarının, doğal koruma alanlarının, tarım arazilerinin ve meraların madencilik, enerji, sanayi, turizm ve her türlü ticari faaliyete açılmasını sağlayan yasal düzenlemelerden vazgeçilmelidir.

7- Salgın bitine kadar, sağlık krizine çözüm üretmeye yönelik yönetmelikler dışında adımlar atılmamalıdır. Toplumda yeterince tartışma olanağı olmayan bu süreçte başka konularla ilgili torba yasa çıkartma, ekolojik dengenin bozulmasına neden olacak adımlar atma, eğitim sistemiyle oynayarak çocukların ruh sağlığını etkileyecek uygulamalar yapmaktan uzak durulmalıdır. 



Bize Ulaşın 👋